Ana sayfa Finans Haberleri Ye’se Kapılmayacağız!

Ye’se Kapılmayacağız!

2430
3

Ülkelerin ihracat gelirleri, turizm gelirleri gibi kanallarla giren dövizler dışında doğrudan yabancı sermaye girişi ve portföy yatırımları olarak da döviz girişi yaşanabiliyor. Bunlara ek olarak bir de Net Hata Noksan var ki, o konuya pek de girmemek gerek.

Portföy yatırımları, yani sıcak para, tanımı gereği, yüksek getiriden yararlanmak üzere gelen, risklerde artış hissettiği zaman gözün yaşına bakmadan parasını alıp çıkan para olduğuna göre aslında en tehlikeli döviz girişi olduğunu unutmamak gerek. Bu para yüksek reel getiri vadeden siyasi ve ekonomik tansiyonun düşük olduğu ülkelere akar ve devlet iç borçlanma senedi (DİBS) faizlerini düşürür. Borsada da ralli yaşatır. (bkn. Tahvil faizi-tahvil fiyat ilişkisi)

Türkiye’nin son 4 ayda, fiiliyatta ise tam 64 aydır yaşadığı döviz kuru artışı işte bu döviz getirilerinin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. 2011 yılında verilen rekor cari açığın ardından soğutulan ekonomide açık miktarı azaltılmış olsa da, cari açığa etkili bir çare üretilemedi. İşin kötüsü, dünya genelinde bozulan risk algısı nedeniyle de cari açığın finansmanı doğrudan portföy yatırımları üzerinden karşılanmaya başladı. Portföy yatırımları neydi? Siyasi ve ekonomik tansiyonun düşük olduğu ülkelere giren fakat her an çekip gitme ihtimali olan paraydı. Gerek Suriye’de alınan pozisyon gerekse 2014 yılından itibaren ülkenin içine girmiş olduğu kesintisiz seçim atmosferi ve 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişimi öncesinde 2016 yılının yaz aylarına kadar 2,9 TL seviyelerinde dengelenen kur, Kasım 2016’dan itibaren yükselişini hızlandırdı. Hükümet, istihdam teşvikleri ile artan işsizliğe kısmi çözüm bulsa da, Kredi Garanti Fonu kefaletleri ve hem 2017 yılında hem de 2018 yılında süregelen Nefes Kredisi’nin etkisiyle artan enflasyona çözüm bulamadı. Bunun sonucunda enflasyonda yaşanan hızlı yükseliş, Türk lirasının değer kaybetme sürecini hızlandırdı ve hem mayıs ayında hem de ağustos ayında yaşanan kur şokları etkisiyle Dolar/TL kuru bugünkü seviyesi olan 7 TL’ye kadar yükselerek bir yangına dönüştü.. Peki kur şoku nedeniyle Türkiye batar mı? Batmaz. Peki Türkiye bir krizin içerisinde mi? Değil. Yaşanan kur şokunun etkilerinin enflasyona ve şirket bilançolarına etkisi henüz görülmemiş olsa da, TL’nin yılın ilk gününden bugüne yaşadığı %85’lik değer kaybını, kriz olarak nitelendirmek doğru olmaz. Büyük bir yangın yaşıyoruz kabul, ancak krize dönmemesi için hala önlem almak mümkün. Yakın geçmiş zamanda gelişmekte olan bazı ülkelerde de gördüğümüz üzere değer kaybının en azından bir kısmını geri almak ya da kuru bir süreliğine bu seviyelerde sabit tutmak mümkün. Yolsuzluk suçlamaları nedeniyle hükümeti düşen Güney Afrika; Kırım meselesi, petrol fiyatlarındaki gerileme ve yaptırımlarla uğraşan Rusya dahi yerli para birimlerindeki değer kaybını sınırlamayı başarabildiklerine göre Türkiye’nin bunu yapamamak için bahanesi yok.

 

Kaynak: Bloomberg

Önce Yangını Söndürüp Ağaçlandırmaya Öyle Başlayacağız

TCMB’nin son yıllarda yaşanan döviz kuru artışına karşı takındığı utangaç yol, kamu harcamalarının kontrol alınma ihtimalinden gittikçe uzaklaşması ve kontrolsüz parasal genişleme, diğer devletlerle yaşanan siyasi gerilimlerin mutat bir hale bürünmesi; zaten dış borç yükü yüksek olan Türkiye’de yerli para biriminin değer kaybını hızlandırdı. Yine de Türkiye’nin ekonomik göstergelerindeki kötüleşme üzerinden son 10 günde yaşanan %40’lık değer kaybını açıklamaya çalışmak doğru olmaz. Son günlerde görülen kur şokunun ekonomik bir savaşın neticesi olduğunu, benzer şokları Rusya’nın, Euro Bölgesi’nin de ABD ile girdikleri siyasi gerilimlerde yaşadıklarını görmek mümkün. Öyleyse ne yaparak bu durumdan kurtulacağız?

Son yaşanan kur şokunun sebebi ekonomik göstergeler değil, siyasi tansiyon yüksekliğidir. Ancak çatıyı tamir edebileceğimiz güneşli günleri ağustos böceği misali geçirerek bu duruma ortam hazırladığımızı da kabul etmemiz gerekir. Türkiye’nin temel sorunu, ürettiğinden fazlasını tüketmeyi alışkanlık edinmektir.

Öyleyse, bütçede dengeyi tesis ederek tasarrufa kamudan başlayıp ayağı yorgana göre uzatmak elzemdir. 2017 yılının ilk yarısında 25,2 milyar TL olan bütçe açığının bu yılın aynı döneminde 46,1 milyar TL’ye ulaşmasını ve Mart 2019’da yaşanacak seçimler öncesinde bütçede iplerin gevşek kalma ihtimalinin yüksekliğini düşündüğümüzde yangını söndürmeye kamudan başlamak gerekiyor. Ardından yaşanacak üretim ekonomisine geçişle birlikte cari açığın azaltılması ve turizm gelirlerinin artırılmasında özellikle Uzak Doğulu turiste yönelinmesi özel sektör krizine doğru giden yangının söndürülmesini sağlayacaktır.

Gelirimizi Giderimizin Üzerine Çıkaracağız!

Türkiye’nin ithalatı fazla değildir, ihracatı ekonomisine kıyasla noksandır. Tüketim alışkanlıkları bir anda değişmeyeceğine göre de ithalatı azaltmaktan ziyade, ihracatın artırılmasına yönelik hamleler yapmak gerekir. Bunun yolu da üretimdir. Yangından sonra ağaçlandırma çalışmaları olarak üreteceğiz. İhraç edeceğiz. Tarlalarda üreteceğiz. Bahçelerde üreteceğiz. Denizlerde üreteceğiz. Türk gemileri dünyanın tüm limanlarına girecek. Türkiye’yi bu coğrafyanın girişimcilik üssü, lojistik merkezi yapacağız. Fiyatıyla değil, kalitesiyle tercih edilecek olan sanayi mallarımız dünyadaki her apartmana girecek. Tüm bunları ülkemizi hak ettiği refaha kavuşturmak, gelecek nesillere daha müreffeh bir Türkiye bırakmak için yapacağız. Çok yorulacağız, çok çalışacağız fakat çekinmeyeceğiz, korkmayacağız, ye’se kapılmayacağız. Güçsüz olan firmaların küllerinden, küresel markalar çıkaracağız. En önemlisi de bunların tamamını milletçe el ele çalışarak, aşk ile başaracağız.

 

3 YORUMLAR

  1. Sen mühendisine ne veriyorsun da ne istiyorsun, artık aylık 1000 dolara bile çalışamıyorlar, elin vasıfsız işçisi mühendisinin iki katını kazanıyor, enayi mi millet karın tokluğuna seni küllerinden doğuracak, öğretmenin mühendisten fazla kazandığı kaç ülke var, he canım çoğu memur yatsın göbek büyütsün, Ar-Gecin mühendisin rezil şartlarında mucizeler yapsın, sen de bekle bunu!

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap
Please enter your name here