Ana sayfa Borsa Borsa Ne Zaman Yükselecek?

Borsa Ne Zaman Yükselecek?

1575
1

Borsa Ne Zaman Yükselecek?

Kısa vadeli dış borç stoku nedeniyle Türkiye’nin geleceğine yönelik söylentiler şöyle dursun,  BIST100 endeksi dolar bazında tarihi düşük seviyelerine geriledi. 2018’in ilk günlerinden itibaren düşüşe geçen endekste son olarak, 2008 yılında ABD merkezli küresel kriz esnasında yaşanan küresel satışlarda o zamanki adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) olan borsamızda bu denli büyük bir düşüş, dolar bazında yaşanmamıştı. Neredeyse küresel kriz kadar volatilitesi yüksek bir piyasada bulunduğumuz şu günlerde, ABD dolarının Türk lirasına karşı değeri ise 7,30 seviyesini görerek yılbaşından itibaren yüzde 90 artış kaydetti. İçinde bulunduğumuz hafta itibarıyla ise yılbaşından bugüne TL’deki değer kaybı yüzde 62 seviyelerinde seyrediyor.

Türkiye ekonomisi, yetkililerin abartılı bir şekilde vurguladığı gibi sapasağlam değildir; giderek zor bir hal alan bağımlılıklar ve ağırlaşmış yapısal sorunları nedeniyle zayıflıkları vardır. Ancak şu bir gerçektir ki, geçmişte olduğu gibi bugün de Türkiye’ye güvenen, yatırımını buraya yönlendiren hep kazanmıştır, kazanacaktır. Dinamik bir ülkedir Türkiye. Kırılgan görünebilir, esner ancak kırılmaz. Bitti denilen yerde yeni bir hikaye yazmaya başlar.

 

Grafik: Dolar Bazında BIST100                                              Kaynak: Tradingview

 

TCMB’nin ve BDDK’nın aktif bir şekilde rol alıyor olması, TOBB ve TÜSİAD’ın yaptığı ortak açıklama, devletin her kademesinde iletişimin güçlü bir şekilde kullanılması, piyasalardaki tansiyonun azalmasında büyük etken oldu. Bunlara iki büyük bankanın genel müdürlerinin konuşmaları, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın altı bini aşkın yatırımcı ile görüşmesi ve güven verici mesajları da eklenince Türk lirasında hızlı bir değer kazanma yaşandı. Önümüzdeki günlerde dalgalanmalar elbette devam edecektir, zira Türkiye’de kuru yukarı taşıyan sebeplerin çok büyük bir bölümü henüz çözülmedi. Yalnızca bu sorunların çözümü için bir şeylere yapılacağı açıklandı. Henüz bir yol haritası göremedik. Görebildiğimiz tek şey birbiri ardına iptal edilen kamu ihaleleri ve bütçede kemer sıkma tedbirleri oldu. Olumlu mu? Gayet olumlu. Yeterli mi? Partner olmazsa dans neye yarar? Piyasalarda taşların yerine oturması zaman alacaktır. Yeni denge noktaları hem emtiada hem de paritelerde oluşacaktır. Tüm bunlara ABD ile yaşanan gerilim ve Halkbank konusu eklendiğinde piyasalarda gündemin Batı kaynaklı gelişmelerle belirleneceği gayet açık. Ancak göbeğini kesecek olan yine Türkiye’nin kendisidir.

BIST100 endeksinde 95.000 seviyesindeki 50 günlük ortalama bir türlü geçilemedi ve üzerine yerleşme sağlanamadı. Bununla birlikte gelen satışların ardından 88.800 seviyesinden tepkilerin geldiği görülüyordu. Bu seviye tam olarak 50 aylık hareketli ortalamaya karşılık geliyordu, kırıldı. Haber akışından bağımsız bir şekilde bu ortalamanın birkaç bin puan kırılması durumunda (kırıldı) endekste yaşanacak tepki alımlarının gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Yükselişin özellikle bankacılık sektörü ekseninde ve turizm hisselerinin destekleyiciliğiyle başlayaması çok yüksek ihtimal. Ama ne zaman? Sakinleşme başladığı zaman. Türkiye kendisini gereksiz gerginliklerin dışında bulmaya başladığında, BIST100 için bugünkü seviyelerin başında 1 (bir) rakamının olduğu seviyeleri konuşuyor olacağız.

 

Yerli mi Yabancı mı?

Endeksin kriz seviyelerine dolanıyor olması, dolar kurunun çok yüksek seviyede bulunması aslında yabancı yatırımcı için çok cazip bir ortam sunuyor. Ancak yabancı için Türk lirasındaki istikrarın ne zaman ve ne derece sağlanacağı dikkate alınacak ilk madde olacak. Çünkü yabancı yatırımcı giriş yaptığı döviz cinsinin bir anda değer kaybedebilme riskini üstlenmek istemez. Bu ne demek? 1 dolar 6,7 lira iken 1000 dolarını bozarak Türkiye’den hisse alan bir yatırımcı, hissesi aynı dönemde yeteri kadar yükseliş göstermezse, 1 dolar 7 liraya yükseldiğinde zarar edecektir. Ancak piyasadaki dengelenmenin hangi kur seviyesinde yakalanacağına yönelik rasyonel beklentiler uluslararası yatırımcılarla sıklıkla paylaşılır, ciddi mesajlar verilip algı oluşturulursa yabancı yatırımcı için son derece cazip seviyeye yükselen BIST100’de sert yabancı alımları görülebilir. Özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden ısındığı, İngiltere’den ve Almanya’dan destek açıklamaları alınan bir dönemde iletişim stratejisini doğru kullanarak borsayı desteklemek mümkün.

Yabancılar için alıma geçmek adına bir diğer olumlu etken ise açıklanan bilançolar. Oldukça olumlu olduğu görülen ilk yarı bilançolarında pek çok büyük şirketin kendisini döviz riskine karşı koruduğu görülüyor. Gelen sonuçların ardından büyük hisselerde yaşanan yükselişler borsa endeksinde büyük çapta bir düşüş yaşanmasına engel olan önemli bir etken oldu. Bugün açıklanan geçtiğimiz haftaya yönelik yabancı yatırımcı verilerine göre yabancılar geçtiğimiz hafta 45,8 milyon dolarlık hisse senedi alırken 196,5 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) sattılar. Aşırı çalkantı yaşanan geçtiğimiz hafta yabancıların DİBS portföyü daraltıp hisse senetlerine girişi sürdürmesi, borsada işlem gören şirketlerin gelecek aylarda performanslarının önemli ölçüde iyileşeceğine inandıklarının göstergesi.

Gelinen noktada bugün Türkiye’deki şirketler cazip orta vadeli yatırım fırsatları sunuyor. İhracatı yüksek olan, döviz pozisyon riski görece az olan, nakit zengini ya da borç çevirme oranları yeterince güçlü olan, satışlarını ve faaliyet kârlarını artırmayı başaran şirketler gelecek günlerde yatırımcısına çok yüksek kazançlar sağlayacak. Zira piyasalardaki fırtına bitip rüzgâr tersine döndüğünde bu özellikleri haiz olan şirket hisseleri en hızlı toparlanan hisseler arasında olacaklar. Bunları tespit etmek yatırımcılara düşüyor.

 

Grafik: Eski Adıyla İMKB 100 Endeksi                                  Kaynak: Tradingviews

 

Toplumun tüm kesimlerinin tek bir hedefe kanalize edildiği dönemlerde Türkiye inanılmaz hızlı yol katetti. Hem demokratikleşti hem de zenginleşti. Bu sayede borsa 10 bin puan seviyelerinden 57 bin seviyelerine (2002 Eylül-2007 Eylül) hızlıca yükseldi. Aynı dönemde yabancıların borsadaki payı yüzde 35’lerden yüzde 70’lere yükseldi. Her çalkantı ve gerilim dönemi gibi ABD ile yaşanan bu gerilim de bitecektir. Bu süreç sona erdiğinde Türkiye’nin, 2011 yılının ardından peyderpey uzaklaştığı Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefine geri dönmesi ve hukukun üstünlüğü konusunda yerli ya da yabancı kamuoyunun aklında hiçbir soru işareti bırakmayacak davranışlar sergilemesi bir daha herhangi bir ülke tarafından vatandaşlarını tutukladığımızda “siyasi” adım şeklinde eleştirilmemize fırsat vermeyecektir. Elbette Türkiye bir müstemleke değildir; egemenliğini korumalıdır. Ancak kriz aşıldıktan sonra ve küresel ittifaklar yeniden söz konusu olduğunda ülkemizin, borçlarını çevirmesi için gereken paranın da şirketlerini globalleşmeye götürecek olan kurumsallığın da ne kuzeyimizde ne de doğumuzda olduğunu unutmaması lazım. Bu para ve birikim yalnızca Türkiye’nin batısında var.

Türkiye ve Türk özel sektörü, nasıl ki 1994 krizini atlattıysa, nasıl ki 1998’de ve 2001’de Türkiye’nin temerrüde düşmemesi için çalışmayı sürdürdüyse üretmeye devam edecek. Yeter ki, finansal piyasalarla ve ekonominin temel denklemleriyle kavga etmeyelim. Piyasalardaki güven algısı yeniden oluşsun, Türk lirasında daha istikrarlı bir dönem olacağı beklentisi hâkim olsun ve sonuç olarak Türkiye’ye yönelik risk iştahında artış yeniden sağlansın.

Bir not da dün açıklanan Katar’ın 15 milyar dolarlık yatırım kararı hakkında eklemek gerek. Bu yatırım doğrudan mı portföy mü nasıl yapılacak olursa olsun, Türkiye’nin son yıllarda izlediği aktif dış politikanın en kârlı dönüşü olacaktır. Umalım da, bu para gayrimenkul sektörüne değil de diğer sektörlere yönelsin.

1 YORUM

  1. Eline , kalemine sağlik, guzel bir giriş, örnekleme ve duygusalliktan uzak gercekci adimlari ornekleme yaparak anlatmak bence cok guzel olmuş.
    Şuanda devlet güçlü ve hizli çalisan bir yapıda, Borsaa sabreden kazaniyor.

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap
Please enter your name here